Haber: Doğan Zelova
 Mevlana'nın vefatının 738. yıl dönümü dolayısıyla Gelibolu Mevlevihanesi'nde düzenlenen Şeb-i Arus programında konuşan Bozdağ, şehitlerin medfun bulunduğu Gelibolu'da, Şeb-i Arus münasebetiyle Hazreti Mevlana'nın manevi huzurunda olmak, uzaktan yakından bu davete icabet ederek bir araya gelmiş bulunan Mevlana'yı sevenlerin, Mevlana dostlarının arasında bulunmaktan, bu güzel ortamı paylaşmaktan büyük onur duyduğunu belirtti.
''Bu müstesna gecede, gönlüyle burada olan bütün milletimizi, bütün misafirlerimizi aşkla ve muhabbetle selamlıyoruz'' diyen Bozdağ, şöyle konuştu:
''Hazreti Mevlana, bir ayağı Konya'da, diğer ayağı yetmiş iki milleti dolaşan evrensel bir şahsiyettir. Bugünün siyasetçileri, yöneticileri olarak, bizlere düşen görev, Mevlana'nın evrensel mesajlarına kulak vermek, onları, mesajları yaşamaktır. Hz. Mevlana'nın yolu, Allah'ın yoludur. Hz. Mevlana'nın yolu Allah'ın habibi Hz. Muhammed'in yoludur. Hz. Mevlana'nın yolu, Kelamullah olan Kur'an-ı Kerim'in yoludur. Zira Hazreti Mevlana, (Canım bedenimde oldukça Kur'an'ın kuluyum; Seçilmiş Muhammed'in yolunun toprağıyım. Birisi, sözlerimden, bundan başka bir söz naklederse, O nakledenden de bezmişim ben, bu sözden de bezmişim) rubaisiyle Kur'an-ı Kerim'e ve Hazreti Peygamber'e bağlılığını apaçık ilan ediyor. Öyleyse ışığın kaynağı, membaı o ulvi kitaptır. O yolun kılavuzu kainatın efendisi, Efendimizdir. Divan-ı Kebir, Mesnevi ve Fihi Mafih gibi Mevlana'nın eserleri, İslamiyet'in özünün bir büyük bilgenin kalemiyle, diliyle bütün dünyaya ilettiği mesajlardan oluşur.''
 Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ''Hazreti Mevlana'yı ve onun gibi ulu zatları doğru anlamazsak, onların işaret ettikleri yere değil, işaret parmaklarına bakmış oluruz'' dedi.
Alimlerin, ariflerin, bilginlerin izini sürmenin hiç kuşkusuz ebedi hakikatin peşinden gitmek, ebedi hakikatin izini sürmek olduğunu dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:
''Medeniyetimizin kabulüne göre, alimler, peygamberlerin varisleridir, alimin mürekkebi şehidin kanı kadar azizdir. Onlar, kendilerine tabi olanları doğru menzile götüren, doğru yolun kılavuzlarıdır. Allah'a şükürler olsun ki Hz. Mevlana'nın yolu, bugün, Çanakkalelilerin, Geliboluluların yolu olduğu gibi bizim de yolumuzdur ve o aydınlık istikamet, bizim de istikametimizdir. İşte bu aziz memleketin, bu güzel ülkenin ruh kökü bu mana, bu irfan ve bu ilim ile mayalanmıştır. Sema da, semah da bize yüzyıllardır o birlik denizini anlatmışlardır.''
''Maddeciliğin ruhları rehin aldığı çağımızın insanı, Mevlana'nın insan kalbinden çıkardığı irfana bugün her zamankinden daha çok muhtaçtır'' ifadesini kullanan Bozdağ, şunları aktardı:
''Moğol istilasının dünyayı kasıp kavurduğu, kaosun, zulmün ümitleri kırdığı, kapıların kapandığı bir zamanda (bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir) diyerek istikbale yeni bir kapı açan O'dur. Gönül kapısını herkese her yönden açan, kapısına gelen hiç kimseyi kovmayan, uzaklaştırmayan yine Mevlana'dır. Hz. Mevlana, İslamı öyle güzel yaşadı, etrafına öyle çok güzellikler, öyle çok merhamet ve sevgi yaydı ki, adeta onu öldürmeye gelenler onda can buldu. Renkler, farklar onun cüppesinin içinde kayboldu. İslam milletinin örnek bir alimi, numune bir arifi oldu. Evet, bizler bu coğrafyada, bu ülkede asırlar boyu bu anlayışla, bu inançla, farklılıklarımızı vahdet içinde erittik; çoklukta birliği yaşayarak üç kıtaya yayılan muhteşem bir medeniyet kurduk. Bu inanç sayesindedir ki, farklı kavimler, farklı inançlar burada yüzyıllar boyu huzur ve güven içinde yaşadılar.''
 Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir ise, ''Bizler Makedonya'da yaşayan Türk kardeşleriniz olarak, aynı dini ve dili paylaşıyoruz'' dedi.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti devletinde bulunmaktan mutlu ve gururlu olduğunu dile getiren Nezir, ''Ecdadımızdan, yani sizlerden almış olduğumuz emanetimiz var, o emanete hiçbir zaman ihanet etmedik. Rumeli evladı her zaman anavatanının yanında yer almıştır. Bizler hem Dumlupınar'da şehit verdik, hem Sarıkamış'ta, hem Çanakkale'de. Burada düşen şehitlerimiz önce Allah'a sonra size emanet. Rumeli evlatları üç büyük evladını anavatan Türkiye Cumhuriyeti'ne vermiştir. Birincisi İstiklal Marşının şairi Mehmet Akif Ersoy, ikincisi şair Yahya Kemal Beyatlı, üçüncüsü ise Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, onun için ben şunu diyorum, şehitler ölmez Çanakkale geçilmez'' diye konuştu.
Karadağ Devlet Bakanı Rafet Husoviç de, Çanakkale'de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Burada unutamayacağım birkaç gün geçirdim. Bu etkinliklerin Konya'dan sonra Çanakkale'de düzenlenmesi oldukça anlamlı, Çanakkale'deki şehitlikleri gezerken, Balkanlardan ve Karadağ'dan şehit düşen birçok insanı gördüm, onların adına fatiha okudum. Demek ki Karadağ ile Çanakkale arasında eskiden gelen bir bağ var. Biz Boşnaklar olarak, hem Karadağ'da hem Balkanlarda Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve diğer konularda varlığını sürdürmesini diliyoruz.''
Daha sonra, sema gösterisi düzenlendi.
Törene Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, kaymakamlar, belediye başkanları, Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen bazı milletvekilleri ile vatandaşlar katıldı.
|